Sistem hem sorun üretir, hemde soruna ‘çözüm’ adı altındaki yapılanmaları.
Ülkede insanların sisteme entegre olmasını, sistemin içerisinde bir çıkmaza sürüklenmesini sağlayan, paradokslarla dolu olan yapılanmanın başında eğitim kurumları ve eğitim politikası gelmektedir.

Çelişki 1
Ülkede net olmamakla beraber 300 bin civarında atanmayan öğretmen bununla birlikte, 50 bin ücretli öğretmen çalışmaktadır. Bundan dolayı eğitimin niteliği üzerine değil, eğitim ekonomisi üzerine kurgulu bir eğitim sistemi ortaya çıkmakta.

Sistematik olarak sürekli dışarıda,belirli bir sayıda atanmayan öğretmen bulundurularak, çalışmakta olan öğretmenlerin üzerinde bir baskı uygulanmakta.Şu an çalışmakta olan öğretmenlerin %70’ine yakınında tükenmişlik sendromu bulunmakta. Çalışan öğretmenlere sorun, ne çalışma koşullarından memnun ne de eğitim sisteminden. Devlet bu noktada dışarıda sürekli alternatifleri tutarak, ‘istersen bırak abicim mesleği bak dışarıda senin gibi binlercesi’ var mesajını çakıyor beyinlere.

Son yıllarda en çok konuşulan eğitimin niteliği mi yoksa atanmayan öğretmenler sorunu mu? Bu sadece öğretmenlik mesleği ile ilgili de değil. Şu an meslek tercihlerinde, en başa koyulan kriter mesleğin özellikleri, donanımı, olması gerekenler değil ‘maaşı ne kadar ’ felsefesini dayatıyorlar. Polisler de aynı mantıkla tutulmuyor mu bugün sistemin içerisinde? Liseden çıkan öğrencilere polisliğin olumsuz yönlerinden çok ’ bak gel çok iyi parası var’ denilmiyor mu?

Çelişki 2

Yapılan son üniversiteye giriş sınavına (YGS- LYS)
  2 milyon kişi girdi. Tüm bölümler dahil üniversite kontenjanları şu anda 1 milyon seviyesinde. Ne yaparsan yap illa birileri dışarıda kalacak bu mantığa göre. Burada 1 milyonluk açık, özel sektör alanında para endeksli eğitim kurumlarının doğmasına neden oluyor.

Profesyonel sınav danışmanlığı, tercih danışmanlığı, dershane gibi kurumlar bunların başını çekiyor.
Diyelim ki ülkede bütün aileler çocuklarını bu danışmanlık merkezlerine gönderdi, en iyi imkanları sundu, ne olacak o zaman? Sonuç yine aynı olacak, belirli bir grup dışarıda-açıkta kalacak. 
Hiç bir özel eğitim kurumu ‘bakın ya sizin çocuğunuz ya da sizin çocuğunuz, ikisinden biri dışarıda kalacak’ demez. Hepsi, ‘biz hepsine kazandıracağız’ mantığını güder!

Böylelikle vatandaşın cebine giren üç beş kuruş da sistemin dinamikleri sayesinde tekrar vatandaşın elinden alınır. İnsanların çalışmaya devam etmesi, köle olması için bu gereklidir sonuçta!

Yılda 21 Milyar lira Milli Savunma bakanlığına,
5 Milyar lira diyanet işleri başkanlığına,
150 Milyon lira halk bank reklamlarına,
800 Milyon lira Erdoğan’ın uçağına,
10 Milyar lira olimpiyatlara

Bütçe ayırabiliyoruz; ama geleceğe, insanlığa ayırdığımız bütçe diplerde!
Erich Fromm’un da dediği gibi “insanlar bugünkü mutluluklarını gelecekteki mutsuzluğuna tercih ediyor!”

Yıl 2014, Galiba kefenin cebi var artık!

- fikirtepecocugu

6sistem, eğitim, çelişki, ironi,

"Ne mutlu 30 Ağustos 1937’de Sabiha Gökçen’e tayyareci diplomasının verildiğini bilene ve Dersim Katliamı’nı unutmayana."
(via jinjiyanazadi)

(ezlivirim gönderdi)

Kaynak: jinjiyanazadi

İÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nde taşeron işçi olarak çalışırken, itirazlarına rağmen zorla indirildiği kanalizasyonda kaptığı virüs nedeniyle hayatını kaybeden Zafer Açıkgözoğlu’nun ardında bıraktığı mektup

“Yaşarsam, malulen emekli olacakmışım. Şimdi bunları düşünemiyorum bile, sonum ne olacak, yaşayacak mıyım bilmiyorum ki!

Taşeron İşçileri Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği vasıtasıyla yürütülen dava süreci devam ediyor, hastane yetkilileri bizden daha yüksekler, daha üstünler; belki onlar kazanırlar. Ne karar çıkarsa saygı duyacağız, elden ne gelir ki!

Biliyorum arkamdan iki gün ağlayıp üçüncü gün unutacaksınız.

Hayatınıza hiçbir şey olmamış gibi devam edeceksiniz.

Benden önce her sene ölen bin 500 işçi gibi. Soma’da ölen 301 maden işçisi gibi.

Şimdi diyorum ki, iş buldum, ekmek buldum diye sevinirken güvenlik önlemlerinin alınmamasından, gerekli eğitimin verilmemesinden, altyapı eksikliğinden canımdan oldum.

Yaşamak istiyorsanız, sevdiklerinizle mutlu bir yaşam sürmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak istiyorsanız; var olan şartların, eğitimlerin tamamlanmasını isteyin.

Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere, tüm sorumluların yasalarca cezalandırılması en büyük dileğimdir. Ceza alsınlar ki tekrar aynı hatalar yaşanmasın.

Güle güle…”

Zafer Açıkgözoğlu

6mektup, işçi, işçi ölümleri, soma, ...,

tutuntozu:

barneyiniz:

Bu kadar iyi anlatılabilirdi.

Benimkini hep bozup 98.70 lira olarak geri verdiler.

(anarsistherif gönderdi)

Kaynak: naberre

organikanarsist:

Bugün annemden duyup şok olduğum bir olayı anlatacağım,

Oturduğumuz mahallede gerçekleşmiş bir olay ve insanın kanını donduruyor, insan uzaktan ne kadar tepki gösterse de kızsa, acısa da yanı başında olunca daha bir garip hissediyor.

Olay şöyle;

Kızı rahatsızlanan anne kızını doktora götürüyor, tahliller yapılıyor, doktor bakıyor kız hamile.. üstelik 5 aylık..  Anneye sen biraz dışarıda bekle diyip polise haber veriyor çünkü kızın yaşı daha çok küçük. Polisler geliyor, soruluyor soruşturuluyor kız babam yaptı diyor. Tecavüzcü baba hapse gönderiliyor, küçük kız da koruma altına alınıyor.

Umarım bundan sonraki dönem kız için daha kolay olur, olmaz biliyorum ama umarım atlatabilir bir şekilde…

Kadın olmak sadece bu ülkede değil tüm dünyada çok zor; tecavüzler, çocuk yaşta evlendirilmeler, boyun bilezikleri, töre cinayetlerine kurban gitmeler, kadın sünnetleri… Tüm bunların temellerinin hep bir yerinde erkek ırkını memnun edebilme çabası.. Erkek egemenliği sarsılmasın uğraşları.. Şimdi burada ataerkil yapıdan bahsetmeyeceğim uzun uzadıya.. Çünkü tüm dünya ne kadar gelişse ne kadar değişse de özünde bir yerlerde ataerkil. Acı ama gerçek bu..

Bir kısım erkekte beyin diye bir oluşum olmadığı kanısındayım, kafataslarının içi sadece et dolu; işlevini yitirmiş bir parça et… Aklı uçkurunda değil bu yaratıkların, uçkurlarında bir bezelye tanesini geçemeyecek büyüklükte bir akıl.. Ve bu yaratıklar Türkiye’ nin doğusunda, Türkiye’ nin batısında, Ortadoğu’ da, Avrupa’ da, Amerika’ da; her yerde… Herhangi bir coğrafyanın/bir kültürün spesifik bir sorunu değil maalesef… Eğer öyle olsaydı inanın katli vacipti diyebilmek isterdim ama bunu da diyemem, hiç kimse katledilmeyi hak etmez, ölüm hak edilen bir şey değil, sıran gelince gidiyorsun bu dünyadan.. Aklımda düşünceler birbiri üstüne biniyor şu an. Oradan oraya bağlanıyor fikirler, uzadıkça uzuyor zihnimdeki altyazı..

Senede yüzlerce kadın tecavüze uğruyorken, öldürülüyorken, alınıyorken, satılıyorken, ikinci sınıf insan muamelesi görüyorken hemcinslerim dahil çoğu insan “feminizm”in  ne olduğunu bilmiyor ve korkuyorken, feministlik 21. Yüzyılda olmamıza rağmen hala “erkek düşmanlığı” sanılıyorken, ben diyorum acaba çok mu takıyorum bunları kafaya? Hem -hazır sırası gelmişken- şunu da söylemeden geçemeyeceğim feminizmin  erkek düşmanlığı olduğunu sanıyorsanız lütfen sözlükten “misandri” kelimesinin anlamına bir bakın derim.. Bakmayacaksınızdır özgür ansiklopedi vikipedia’ dan kopyalayıp -belki bir işe yararım diye-  yazıma yapıştırıyorum;

Erkek düşmanlığı erkeklerden nefret etme durumunu tanımlamakta kullanılan bir terimdir. Teorik bakımdan erkekler de erkek düşmanı olabilseler de, “Erkek Düşmanlığı” genellikle kadınlarla ilişkilendirilir.

bağlantısı da şöyle;

http://tr.wikipedia.org/wiki/Erkek_düşmanlığı

sağlıklı beyinler, sağlıklı zihinler, sağlıklı düşünmeler, sağlıklı düşünceler dileklerimle…

Kaynak: organikanarsist

(anarsistherif gönderdi)

Kaynak: weheartit.com

organikanarsist:

İstersen kaç uzaklara kancık
Onca çocuğun eli yakanda senin artık
Bi gözleri kaldı masum bakan
Boyalı ayakkabılarınla basma toprağıma lan

Sustukça sıra sana gelecek bilesin

Yeterince ıslandı bu toprak
Sel aldı
Kanla karışık yağmur bastırdı
Can aldı

Durdukça hiçbir şey değişmez bilesin
Sustukça sıra sana da gelir bilesin

Kanla karışık yağmurlarla
Üstümüze özgürlük yağıyor gökyüzünden
Ölmeyi öğrendim ben
Daha yürümeyi öğrenmeden
Mermiler düşerken biri var uzakta tetiği çeken
Katil doğmuş baba mesleği

İstersen donat ordunu kancık
Onca yetimin ahı peşinde senin artık
İnsanmış haklarıymış yalan dolan
Boyalı ayakkabılarınla basma toprağıma lan

Sustukça sıra sana da gelir bilesin

Günü gelir unutulur ne basra kalır ne beyrut
Ama tarih hatırlayacak kim masum kim puşt

Durdukça hiçbir şey değişmez bilesin
Sustukça sıra sana da gelir bilesin

Kanla karışık yağmurlarla
Üstümüze özgürlük yağıyor gökyüzünden
Ölmeyi öğrendim ben
Daha yürümeyi öğrenmeden
Mermiler düşerken biri var uzakta tetiği çeken
Katil doğmuş baba mesleği

Demokrasi ambargo körfez kaos insani yardım ilk ortadoğu projesi insan hakları medeniyetler çatışması güvenlik ağı bunu siz yaptınız hayır siz yaptınız yeni dünya düzeni

Kanla karışık yağmurlarla
Üstümüze özgürlük yağıyor gökyüzünden
Ölmeyi öğrendim ben
Daha yürümeyi öğrenmeden
Mermiler düşerken biri var uzakta tetiği çeken
Katil doğmuş baba mesleği

Boyalı ayakkabılarınla basma toprağıma lan

Gripin-Baba Meslegi (askimaciyo tarafından)

Kaynak: youtube.com

kingpegasus1:

sanatkaravani:

by Clémentine Mélois

bak buna hakikaten güldüm

Kaynak: sanatkaravani

"Eğer kadınlar artık vücutlarını sevmeye karar verselerdi, kaç tane endüstrinin iflas edeceğini siz düşünün."

Kaynak: orospukirmizi


In 2077, the storm of world war had come again. In two brief hours, most of the planet was reduced to cinders. And from the ashes of nuclear devastation, a new civilization would struggle to arise.

Savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin sağ kaldığına karar verir.
ZoomInfo

In 2077, the storm of world war had come again. In two brief hours, most of the planet was reduced to cinders. And from the ashes of nuclear devastation, a new civilization would struggle to arise.

Savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin sağ kaldığına karar verir.
ZoomInfo

In 2077, the storm of world war had come again. In two brief hours, most of the planet was reduced to cinders. And from the ashes of nuclear devastation, a new civilization would struggle to arise.

Savaş kimin haklı olduğuna değil, kimin sağ kaldığına karar verir.

(anarchist-cookbook-official gönderdi)

Kaynak: kurinth

6savaş, war,

-